Kültür, sanat ve edebiyat üzerine yazılarımız, denemelerimiz ve duyurularımız.
Aziz İBA
Aşkı inkar edenler Tövbe günah diyenler Yanmadan zikr edenler Yanmak nedir bilmezler Sanır taş kalp imandan Aşık maşuk yalandan Aşkın nârı Mevlâdan Anlamazlar mânâdan Kapanmış kalp gözleri Göremezler gizleri Gönüldeki izleri Nerden bilsin bizleri Anlatmış ya Mevlânâ Anlayana duyana Sırrın eren mânâya Boş bakarlar dünyaya
Rümeysa ADIGÜZEL
MÜHÜRSÜZ GÖNÜL DEFTERİ Sevgimin saklanacak kuytu bir köşesi yok; o hep orta yerde, hep rüzgâra açık. Bu yüzden gökyüzüne bakarken de, bir karıncanın telaşını izlerken de aynı savunmasız çocuklukla bakıyorum dünyaya. Aşkı bir nakış gibi kalbe işleyene duyduğum o büyük hayretle... Sorularım, cebinde bilyelerle koşan bir çocuğun heyecanını taşıyor hâlâ. Merakım, varlığın en ince sızılarında gizli; …

Asude ULU
Buldum…. Yüreğim seni buldu Gözlerim aşka doydu.. Ömrüm huzur buldu bu kara gecelerde. İstemem doğmasın güneş Sen ol benim gönlüme eş. Yansada dumansız ateş Bu kara gecelerde. Dilim lal olur Konuşamam. Süküt eder zihnim cümle kuramam Yalan dünyada sensiz kalamam Bu kara gecelerde. Gel artık kavuşsun gözlerimiz. Aşk ile baksın… Susturma dile gelsin sözlerimiz Bu kara gecelerde.
Fatih Mehmet ÖZYÖN
Sana gel diyeceğim Biliyorum ikimizde yorgunuz diyeceksin Oralar kıştadır diyeceğim Biliyorum bahara alerjim var diyeceksin Biliyor musun? Erguvanlar hâlâ açmamış Baharın elçisi kapıda kalmış diyecekler Biliyorum, ikimiz de yorgunuz Zaten bu yorgunlukla kimse kendinden uzağa gidemez Biraz susacağız İkimiz de aynı yerden kırık İkimiz de aynı mevsime geç kalmış Sen gözlerini kaçıracaksın …
Gülhanım SARI
Bugün bu yazı, içimden geldiğince ve özlemini duyduğum insanın en temel hâlini yeniden hatırlama isteğinden doğdu: İnsan kalabilmek… Günlük koşuşturmalar, bitmeyen beklentiler, kalabalıklar içinde kaybolan kalpler… Tüm bunların arasında, insan kalabilmenin ne kadar zor ama bir o kadar da kıymetli olduğunu düşündüm. Ve kelimelerim beni buraya getirdi. Bir yürekten diğerine uzanmak dileğiyle… Her…
Zekine KARAKÖCEK
Sayfa sayfa vefasız seni okudum Halıya kilime adını dokudum Beşeri tende bir vardım bir yoktum Gülüşünü kazıdım ben gözlerime Gülüşünde dört mevsim yaz oldu Şu gönlüm tarifsiz neşeyle doldu Sensiz gönlümün çiçekleri soldu Gülüşünü kazıdım ben gözlerime Sılada hasretin öldürür beni El aleme bu yâr güldürür beni Dalında yeşersem soldurur beni Gülüşünü kazıdım ben gözlerime Zekineye soğan ekmek…
Polat İSMAİLOĞULLARI
Bir zamanlar gözlerinde kaybolmayı ömür bilirdim, bir bakışına dünyaları sığdırır, bir gülüşüne kendimden vazgeçerdim… Şimdi aynı gökyüzünün altında, aynı şehirde yollarımız kesişse bile başımı çeviriyorum, çünkü sen artık bakmaya kıyamadığım değil, bakmaya dayanamadığım bir hatırasın… İçimde hâlâ sana ait bir sızı var, ne söküp atabiliyorum ne de sarıp sarmalayabiliyorum, sevmekle unutmak…
Ayşenur DÜRLÜ
Her sabah başka bir dünyaya uyanıyoruz. Akıllı telefonlarımızın ekranlarından süzülen ışıkla gözlerimizi açıyor, hızın ve verimliliğin ritmine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Modernleşme dediğimiz o devasa gibi görünen dalga, önünde duran her şeyi şekillendirirken, beraberinde getirdiği o konforu acaba neyle ödüyoruz? Belki de bu sorunun cevabı, artık sadece "eski güzel günler" sohbetlerinde yad…
Mustafa Asım KAHYAOĞLU
BAHAR GELDİ BUGÜN Kapım çalındı erkendenKi kimseyi beklemiyordum…Zihnimi yokladım birdenDüşündüm, kimdi bu saatte gelen…Beklemiyordum dedim yaKeyifsizdim de üstelikTakatsiz, nemrut, mecalsiz…Açmadım önce, hinceGider dedim nasılsa edebince…Gitmedi tabii, nezaketince…Israrcıydı bir de üstelik…Söylenerek açtım hırsla, sonunda“Ne var” diyecek oldumDiyemedim tabii görünce…O duruyordu karşımdaBir buket…
Selma HANÇER
Bir Kadın Daha Öldü Bir kadın daha öldü bugün Gözlerinin nemi kaldı gülümsemesinde Sevdiğinin elleriyle vedalaştı hayata Kucağında doyamadığı çocuğu, Koynunda hevesleri, yaşamak istediği hayalleriyle Oluk oluk lanet emzirdi gökyüzü, istemsizce Bir anne daha göçtü, toprağın bağrına Henüz büyütemeden taze fidanını Teninde sevdiğinin kokusu, saçlarında iziyle Avucunda kısacık ömrü, yüreğinde güzel…
Türkan SEZER
Vuslata Dair Bir goncanın açarken Kar altında kalışı Bir gelinciğin şeffaflığından gün batımı ışığının süzülüşü Zarafetinden kan damlayan hüzün Işığını kaybetmeden duruşu Ne büyük kıymet değil mi? Vuslatın çare olamayacagi bir güzellik. Ve anlamak nice değerlerin Yokluğunda da fersah fersah yükselişi Vuslat değil çare, bunca güzellik Bir vuslat perdesiyle örtülemez... Çare değil vuslat…
Zekine KARAKÖCEK
DOĞMASIN Gönlünde ki renkler açsın solmasın Sabahıma güneş sensiz doğmasın Varsın gören şu gözlerim olmasın Sabahıma güneş sensiz doğmasın Bağıma düşmesin yağmur damlası Geciksin güllerin suya kanması Lal olsun dillerin seni anması Sabahıma güneş sensiz doğmasın Yaylalarda meler koyunla kuzu Rüzgar esince savururdu tozu Yoncaya yemliğe serperdik tuzu Sabahıma güneş sensiz doğmasın Zekine…
Gülhanım SARI
GECEYE DÜŞEN SES Gecenin sessizliği ve hüznü çökmüşken Ta uzaklardan bir kalp sesi geldi. Sanki rüzgâr fısıldamıştı ona. Belki de kader yorgun bir duasıydı gecenin. Bir adım daha yaklaşsa yıldızlar bile duyacaktı o sesi. Ve kalpler karanlığın içinden birbirine yol bulacaktı. Gökyüzünde beliren bir samanyolu gibi; Işıltısıyla yarışıyordu adeta Ferhat’ın Aslı’sı için dağları delercesine. …
Mehmet Fatih KOŞAN
Müsaade Var Mı? bütün kavramlar kargaşa içinde bu geceölçü hesabı yapmadankafiye tedirginliği yaşamadan yazılan bir şiir gibibetimlemelerin bile kifayetsiz kaldığı bir film gibibiliyorumdualar yeniden geçirilmeli kalptenirtifa seviyeleri yeniden belirlenmelibütün ölçü birimleri yeniden hesaplanmalıkaybolmanın tarifi yeniden yapılmalı gözlerinden sonramüsaade var mıher sözünün bir şarkıya dönüştüğü…
Emrecan POLAT
YOLCULUK Sanki doğdum doğalı kırk yaşındayım: İçimde melodisi yıllanmış bir şarkı, Sakince döner durur hep aynı yerde. Hep aynı söze tutunurum sımsıkı; Uğultular yankılanır perde perde. Bilmem ki hangi sırrın telaşındayım, Sanki doğdum doğalı kırk yaşındayım. Kar yağar yağmur yağar yalnız izlerim. Mevsimler titredikçe titrer rüzgarla, Sığırcıklar meçhul bir diyara uçar. Arta kalan o incecik…
Cüneyt ABBASİOĞLU
NESİN SEN? Kat'i suretle eğilmem diyen başı, Umarsızca önünde eğdiren nedir? Varlığıyla kör geceyi aydınlatan, Yokluğuyla güneşi bile karartan nedir? Konuştuğunda çöl bile çiçeklenirken, Suskunluğu; baharı ayaza döndüren nedir? Ona giden yollar dikenli bile olsa, Kan dolu ayakların acısını unutturan nedir? Kendinden bile sakındığın, gözlerinde lâl olduğun, Bastığı eşiği bile kıymetli gördüren…
Çiğdem DİNÇ
Ben Anneyim Ben anneyim… Derin bir denizin kalbinde, Bir istiridye gibi sakladım yavrularımı. Birer inci oldular içimde; Sedefim sevgimdi, Karanlıkta bile ışık veren. Güçlü kollarımla kucakladım, Tırnaklarımla kazıya kazıya yol açtım onlara. Besledim, büyüttüm, Her bir parıltısına emeklerimi işledim. Bir dişi aslan gibi… Hem sessizdir yüreğim, Hem de gürleyen bir dağ gibi. Şefkatle, sabırla,…
Kevser KÜÇÜK
DEVRİK CÜMLELER Gecenin koyusuna saklanmış isyanın gözyaşları Düşünceleri öldürmek düşmüş katil ruhuma Olması gereken gibi Siyah gölgelerin sessiz çığlıklarına uyanıyorum geceleri Uyuyamıyorum Terliyorum boncuk boncuk Yüreğim canını hissedemeyecek kadar Ürkek, hızlı, yetişemiyorum Dilim damağım kurumuş İçtiğim suyun zehir olduğunu anlamayacak kadar Ölemiyorum Kuşkunun derin uçurumumda …

Gülsüm BERBER
ERKEN Çok erken başlamışım Seni özlemeye Rastlayınca anladım Müsveddemdeki bir şiire, Yazılmış beş yıl kadar önce… Umudum da var aslında Ama iki dirhem ağır gelir Korkularım tartıda… Gelişin alırdı yorgunluğumu Gelseydin eğer. Bakışın yaşananları unuttururdu Özgür olsaydın eğer Okuyabilecek misin bilmeden Umutla yazmışım meğer Sayfalara sığmaz oldu Sana biriktirdiğim şiirler… …
Kemal DEMİR
SUSKUNLAR ORDUSU Belirsiz bir anda Tam bu zamanda Suskunlar Ordusu, ah bir ayağa kalksa Uyansa bin yıllık uykudan Hem de aynı yaşta. Dile gelse gökteki maviler, yerdeki fâniler Kim ne anlatırdı kime, kim ne kadarını anlardı... Ne değişirdi sonrasında bilinmez, Merak bile yapayalnız şimdi burada. Bilinir bu; unutur insan. Suskunlar Ordusu bilir ya bundan uyanmaz. Bir tanesi uyanır gibi oluyor…
Fatma Feyza KOR
HAKİM BEY Dosya kapandı dava bitti Kes cezamı hâkim bey Müebbet yemiş ömrümde Kır kalemi hâkim bey, Sonsuzluk derhizinde boğulmaya ramak kaldı At denize hakim bey Kendi kendimin urganını taktım boynuma Vur tekmeyi hakim bey, Yıldızlı bir gecede veda mektubumu yazıyorum İçimde gizli sevdama At postaya hâkim bey, Sevmek sevilmek neyime Ver kararı hakim bey Bende kendimi iyi sanırdım Kötüler…
Müyesser DOĞAN
ZAMANIN HAFIZASI VE İNSANIN HUZUR ARAYIŞI İnsan, zamanı yanlış anladığı için yorulur. Zamanı bir ileri–geri meselesi sanır; oysa zaman, bir hatırlama biçimidir. Geçmiş, geride kalan bir enkaz değildir; gelecek, henüz açılmamış bir kapı değil. Hepsi, aynı anda var olan bir hakikatin farklı katmanlarıdır. Biz sadece sırayla fark ederiz. İbn Arabi’nin dediği gibi, “Vakit tek bir andır; sen onu…
Bülent ÖZDEMİR
ANLAMIN HEDEFİ: AN-I DAİM İnsanı Homo Religiosus olarak tanımlıyor M. Eliade. İnançlı insanı tanımlayan bu kavram ile insan, dünyadaki her şeyi kutsalın bir tezahürü olarak görür. İslam dünyasında her şeyin toplamına “alem” denilmektedir, ki alâmât demektir, yani tanrıyı gösteren bir ayet ve işaret demektir. Şüphesiz bu durum insanın anlam arayışının başlangıcı değil bir sonucudur. “Başlangıçta…
Ayşenur DÜRLÜ
KENDİNE BİR YOLCULUK İnsan, çoğu zaman bir yerlere yetişme telaşıyla, aslında hiç terk etmemesi gereken en büyük yurdunu, yani kendi manasını ihmal eder. Modern dünyanın gürültüsü içinde kaybolan ruh, kendine bir sığınak, bir durak arar. Nasıl ki bir insan yemeğe, içmeye ihtiyaç duyuyorsa ruhu için de bir o kadar besine ihtiyacı vardır. İşte bu arayışın ulaştığı o en iyi ve en…
Mustafa Asım KAHYAOĞLU
PİNHAN Kendini geri çekmişti zaman yola çıktığımda ve ne sabahın aydınlığı vardı günde ne gecenin karanlığı. Saatler susmuş, takvimler anlamını yitirmişti. İçimde ağır ağır açılan bir boşluk ve adımlarımın sessizliği vardı yalnızca. İşte tam o anda düştü gözlerim kendime. Birdenbire bir düşüş değildi bu aniden çıkagelen. Bir uçurumdan yuvarlanır gibi değil; içe doğru yavaşça çözülen bir iniş…
Musa ÇİÇEK
Şiir, Hakk’ı ve hakikati arama çabasıdır. Şiir, Allah’a yakarış, duadır. Şiir, sevgiliye ilan-ı aşktır. Sevgiliye nazdır, sitemdir. Şiir, Ali Şeriati’nin “Sizi rahatsız etmeye geldim” cümlesine, Frantz Fanon ile eşlik etmektir. Şiir, babaya, anneye, çocuğa, aileye özlemdir, sevgidir. Şiir, insanın iç dünyasına açılan bir kapıdır. Şiir, çoğu zaman söylenemeyeni söylemenin, hissedileni görünür…