Kültür, sanat ve edebiyat üzerine yazılarımız, denemelerimiz ve duyurularımız.
Bir Kadın Daha Öldü Bir kadın daha öldü bugün Gözlerinin nemi kaldı gülümsemesinde Sevdiğinin elleriyle vedalaştı hayata Kucağında doyamadığı çocuğu, Koynunda hevesleri, yaşamak istediği hayalleriyle Oluk oluk lanet emzirdi gökyüzü, istemsizce Bir anne daha göçtü, toprağın bağrına Henüz büyütemeden taze fidanını Teninde sevdiğinin kokusu, saçlarında iziyle Avucunda kısacık ömrü, yüreğinde güzel…
Vuslata Dair Bir goncanın açarken Kar altında kalışı Bir gelinciğin şeffaflığından gün batımı ışığının süzülüşü Zarafetinden kan damlayan hüzün Işığını kaybetmeden duruşu Ne büyük kıymet değil mi? Vuslatın çare olamayacagi bir güzellik. Ve anlamak nice değerlerin Yokluğunda da fersah fersah yükselişi Vuslat değil çare, bunca güzellik Bir vuslat perdesiyle örtülemez... Çare değil vuslat…
DOĞMASIN Gönlünde ki renkler açsın solmasın Sabahıma güneş sensiz doğmasın Varsın gören şu gözlerim olmasın Sabahıma güneş sensiz doğmasın Bağıma düşmesin yağmur damlası Geciksin güllerin suya kanması Lal olsun dillerin seni anması Sabahıma güneş sensiz doğmasın Yaylalarda meler koyunla kuzu Rüzgar esince savururdu tozu Yoncaya yemliğe serperdik tuzu Sabahıma güneş sensiz doğmasın Zekine…
GECEYE DÜŞEN SES Gecenin sessizliği ve hüznü çökmüşken Ta uzaklardan bir kalp sesi geldi. Sanki rüzgâr fısıldamıştı ona. Belki de kader yorgun bir duasıydı gecenin. Bir adım daha yaklaşsa yıldızlar bile duyacaktı o sesi. Ve kalpler karanlığın içinden birbirine yol bulacaktı. Gökyüzünde beliren bir samanyolu gibi; Işıltısıyla yarışıyordu adeta Ferhat’ın Aslı’sı için dağları delercesine. …
Müsaade Var Mı? bütün kavramlar kargaşa içinde bu geceölçü hesabı yapmadankafiye tedirginliği yaşamadan yazılan bir şiir gibibetimlemelerin bile kifayetsiz kaldığı bir film gibibiliyorumdualar yeniden geçirilmeli kalptenirtifa seviyeleri yeniden belirlenmelibütün ölçü birimleri yeniden hesaplanmalıkaybolmanın tarifi yeniden yapılmalı gözlerinden sonramüsaade var mıher sözünün bir şarkıya dönüştüğü…
YOLCULUK Sanki doğdum doğalı kırk yaşındayım: İçimde melodisi yıllanmış bir şarkı, Sakince döner durur hep aynı yerde. Hep aynı söze tutunurum sımsıkı; Uğultular yankılanır perde perde. Bilmem ki hangi sırrın telaşındayım, Sanki doğdum doğalı kırk yaşındayım. Kar yağar yağmur yağar yalnız izlerim. Mevsimler titredikçe titrer rüzgarla, Sığırcıklar meçhul bir diyara uçar. Arta kalan o incecik…
NESİN SEN? Kat'i suretle eğilmem diyen başı, Umarsızca önünde eğdiren nedir? Varlığıyla kör geceyi aydınlatan, Yokluğuyla güneşi bile karartan nedir? Konuştuğunda çöl bile çiçeklenirken, Suskunluğu; baharı ayaza döndüren nedir? Ona giden yollar dikenli bile olsa, Kan dolu ayakların acısını unutturan nedir? Kendinden bile sakındığın, gözlerinde lâl olduğun, Bastığı eşiği bile kıymetli gördüren…
Ben Anneyim Ben anneyim… Derin bir denizin kalbinde, Bir istiridye gibi sakladım yavrularımı. Birer inci oldular içimde; Sedefim sevgimdi, Karanlıkta bile ışık veren. Güçlü kollarımla kucakladım, Tırnaklarımla kazıya kazıya yol açtım onlara. Besledim, büyüttüm, Her bir parıltısına emeklerimi işledim. Bir dişi aslan gibi… Hem sessizdir yüreğim, Hem de gürleyen bir dağ gibi. Şefkatle, sabırla,…
DEVRİK CÜMLELER Gecenin koyusuna saklanmış isyanın gözyaşları Düşünceleri öldürmek düşmüş katil ruhuma Olması gereken gibi Siyah gölgelerin sessiz çığlıklarına uyanıyorum geceleri Uyuyamıyorum Terliyorum boncuk boncuk Yüreğim canını hissedemeyecek kadar Ürkek, hızlı, yetişemiyorum Dilim damağım kurumuş İçtiğim suyun zehir olduğunu anlamayacak kadar Ölemiyorum Kuşkunun derin uçurumumda …
"ARZA HACET YOK HALİM AYANDIR, SÖZE GEREK YOK SUSMAM KELAMDIR "
ERKEN Çok erken başlamışım Seni özlemeye Rastlayınca anladım Müsveddemdeki bir şiire, Yazılmış beş yıl kadar önce… Umudum da var aslında Ama iki dirhem ağır gelir Korkularım tartıda… Gelişin alırdı yorgunluğumu Gelseydin eğer. Bakışın yaşananları unuttururdu Özgür olsaydın eğer Okuyabilecek misin bilmeden Umutla yazmışım meğer Sayfalara sığmaz oldu Sana biriktirdiğim şiirler… …
SUSKUNLAR ORDUSU Belirsiz bir anda Tam bu zamanda Suskunlar Ordusu, ah bir ayağa kalksa Uyansa bin yıllık uykudan Hem de aynı yaşta. Dile gelse gökteki maviler, yerdeki fâniler Kim ne anlatırdı kime, kim ne kadarını anlardı... Ne değişirdi sonrasında bilinmez, Merak bile yapayalnız şimdi burada. Bilinir bu; unutur insan. Suskunlar Ordusu bilir ya bundan uyanmaz. Bir tanesi uyanır gibi oluyor…
HAKİM BEY Dosya kapandı dava bitti Kes cezamı hâkim bey Müebbet yemiş ömrümde Kır kalemi hâkim bey, Sonsuzluk derhizinde boğulmaya ramak kaldı At denize hakim bey Kendi kendimin urganını taktım boynuma Vur tekmeyi hakim bey, Yıldızlı bir gecede veda mektubumu yazıyorum İçimde gizli sevdama At postaya hâkim bey, Sevmek sevilmek neyime Ver kararı hakim bey Bende kendimi iyi sanırdım Kötüler…
Müyesser DOĞAN
ZAMANIN HAFIZASI VE İNSANIN HUZUR ARAYIŞI İnsan, zamanı yanlış anladığı için yorulur. Zamanı bir ileri–geri meselesi sanır; oysa zaman, bir hatırlama biçimidir. Geçmiş, geride kalan bir enkaz değildir; gelecek, henüz açılmamış bir kapı değil. Hepsi, aynı anda var olan bir hakikatin farklı katmanlarıdır. Biz sadece sırayla fark ederiz. İbn Arabi’nin dediği gibi, “Vakit tek bir andır; sen onu…
Bülent ÖZDEMİR
ANLAMIN HEDEFİ: AN-I DAİM İnsanı Homo Religiosus olarak tanımlıyor M. Eliade. İnançlı insanı tanımlayan bu kavram ile insan, dünyadaki her şeyi kutsalın bir tezahürü olarak görür. İslam dünyasında her şeyin toplamına “alem” denilmektedir, ki alâmât demektir, yani tanrıyı gösteren bir ayet ve işaret demektir. Şüphesiz bu durum insanın anlam arayışının başlangıcı değil bir sonucudur. “Başlangıçta…
Ayşenur DÜRLÜ
KENDİNE BİR YOLCULUK İnsan, çoğu zaman bir yerlere yetişme telaşıyla, aslında hiç terk etmemesi gereken en büyük yurdunu, yani kendi manasını ihmal eder. Modern dünyanın gürültüsü içinde kaybolan ruh, kendine bir sığınak, bir durak arar. Nasıl ki bir insan yemeğe, içmeye ihtiyaç duyuyorsa ruhu için de bir o kadar besine ihtiyacı vardır. İşte bu arayışın ulaştığı o en iyi ve en…
Mustafa Asım KAHYAOĞLU
PİNHAN Kendini geri çekmişti zaman yola çıktığımda ve ne sabahın aydınlığı vardı günde ne gecenin karanlığı. Saatler susmuş, takvimler anlamını yitirmişti. İçimde ağır ağır açılan bir boşluk ve adımlarımın sessizliği vardı yalnızca. İşte tam o anda düştü gözlerim kendime. Birdenbire bir düşüş değildi bu aniden çıkagelen. Bir uçurumdan yuvarlanır gibi değil; içe doğru yavaşça çözülen bir iniş…
Musa ÇİÇEK
Şiir, Hakk’ı ve hakikati arama çabasıdır. Şiir, Allah’a yakarış, duadır. Şiir, sevgiliye ilan-ı aşktır. Sevgiliye nazdır, sitemdir. Şiir, Ali Şeriati’nin “Sizi rahatsız etmeye geldim” cümlesine, Frantz Fanon ile eşlik etmektir. Şiir, babaya, anneye, çocuğa, aileye özlemdir, sevgidir. Şiir, insanın iç dünyasına açılan bir kapıdır. Şiir, çoğu zaman söylenemeyeni söylemenin, hissedileni görünür…